“Risâle-i Nur Külliyatı’nda Geçen Âyetler”-1
e-kitaba erişmek için TIKLAYIN!...
Elhamdülillâh… Elimize kalem almamızdan bu yana hayatî bir muradımız olan Risâle-i Nur’daki hakikatleri âleme, gücümüz yettiği kadar ilan ve tebliğ etme namına tedkikat ve tahkikat yapmaktır. Bu çalışmaların neticesinde evvela kendi imanımızın kurtulması ve sonra ehl-i iman kardeşlerimizin imanının kurtulması istikametinde yazılar yazmak, kitap hazırlamak yani neşriyatta bulunmak. İşte elhamdülillâh, Rabbimiz bu niyet ve çalışmanın mahsulünü ilk kitabımız olan “Risâle-i Nur Külliyatı’nda Geçen Âyetler” ile nasib eyledi. Mutlu ve bahtiyar olmamızı destekleyen bir başka konu ise ilk kitabımızın doğrudan Külliyattan olmasıdır. Haza min fadlı Rabbi..
Bahsini ettiğimiz eserimiz muhtevasında pek çok hususları taşımaktadır. Ama öncelikle bu eseri size takdim etmeme lütfen müsaade ediniz. Haftaya da eserimiz içerisindeki farklı tesbitleri arzedeğiz, inşaallâh.
Risâle-i Nur’un anlaşılması maksadıyla yapılan her çalışma kendi çapında kıymetlidir, hayra vesiledir. Hayra ve hizmete vesile olma, bu noktadaki ihtiyaca cevab verme niyetiyle takdim edilen bu eser, sahasında son olmayacaktır, olmamalıdır da.
Risâle-i Nur’da geçen her bir îmâni meselenin, pek çok âyetten süzülmüş olduğunu bu çalışmamızla bir kere daha şahid olduk. Bu çalışma vesilesi ile her Risâle-i Nur okuyucusu, okuduğu Risâle’nin hangi âyetin tefsiri olduğunu ve hangi âyetle alakalı olduğunu görebileceği gibi aradığı âyetin veya kısmının hangi Risâlede geçtiğini de bulabilecektir. Bu vesile ile Külliyatın Kur’ân-ı Kerim’deki âyetler ile sımsıkı irtibatlı olduğu bir kere daha ortaya çıkmış oldu.
Bahar Yolculuğu

Bahar ihya ve uyanışın, ayağa kalkmanın, heyecanın mevsimidir. Bütünüyle bahar, Muhyi’nin azam ve envai çeşidiyle tecelligahıdır. İnsan baharda kışın rehavetini atarken tabiat ise yaşadığı heyecanıyla zevkini ve şevkini nazarımıza arzediyor.
Yolculuk sıhhat kaynaklarından birisi olsa gerek. Bulunulan mekanın tebdilinin ferahlığa sebep olduğu atasözlerinde dile getirilirken ifade etmek istediği başka manalar da olmalı.
Öncelikle sünnet olan bir davranıştan bahsetmek daha münasiptir. Efendimiz (asm) öfkelendiğimizde bulunduğumuz hâlimizi değiştirmemizi tavsiye eder. Oturuyorsak ayağa kalkmamızı, içeride isek dışarı çıkmamızı, yani tebdil-i mekan ile öfkenin hafifletilerek, izalesini tavsiye eder.
Tebdil-i mekanın sadece yapana değil, muhatap olana da faydası var. Sizi karşılayanın yaptığı hazırlık onunda hayat ve hareketinde değişikliklere ve hareketlere sebep oluyor. Hareketle gelen hayat ve enerji bereketi, bulunduğu havanın hareketini, içerisindeki ufunetini, atamadığı ama birinin tahriki ile atılacak negatif elektriğin boşalmasına sebep olur.
Bunlar ile beraber hasıl olan nice faydalar vardır. Saymaya ve yazmaya başlasak ne bu köşe yeter ve ne de bizim malumatımız.
Yine hadisde vardır ki birisini tanımanın yollarından birisi de yolculuk imiş. Beraber yaptığınız yolculuk ile arkadaşınızın karakterini tanıyorsunuz. Ona göre hareket ediyorsunuz.
Otobüsümüz Konya’ya doğru gidiyor. Yolda ısrarla bütün beldelerde durup, yolcu toplarken esasında benim sabrımı da denemiş oluyordu bu bahar yolculuğunda. İzmir Uşak arası iki veya üç saatte alınırken dört saatte alınan bir yolculukda sabretmekten başka çareniz kalmıyor. Şoför ile tartışmaya kalkmak, mevcut huzurunuzu, tabiat tefekkürünüzü bozduğunuza değmeyecek.
Mustafa Kara’yı Rahmetle Hatırlarken
Hayat unutulmazlarla dolup giderken bunların bazısı hakikaten hiç unutulmuyor ve her hatırlanışda insana farklı ders ve hikmet veriyor.
Bir kardeşimden işitmiştim, paylaşmak isterim sizlerle. Sene 1993 ve Temmuz 30, günlerden Cuma. Akşam işyerini kapatıp evine giden Mustafa’m, trafik kazasında vefat ediyor. O günün gündüzü telefonda beni hesaba çekiyordu. Niçin diyordu, bizi toparlayıp Barla gezisi yaptırmadın?, diye. Birkaç gün öncesi Senirkent’e ve oradan da Barla’ya giden rahmetli o halet-i ruhiyenin verdiği heyecanla beni hesaba çekiyordu ve hakkı da vardı doğrusu.
Vefatının haftası dolmadan sohbeti onun evinde yapalım dedik. Yaz mevsimi olduğu için havluda yapıyoruz. Dersi Dr. Süha yapıyor. Bütün kardeşler dikkatle dinliyoruz. Rahmetlinin eniştesi Kader Yalçın, birkaç gün öncesi defnettiğimiz Mustafa’yı kefeni ile gelmiş, oradaki ağaca dayanmış ayakta dersi dinliyor görüyor. Dersin fatihası çekilince rahmetli Mustafa kayboluyor.
Bu müstesna hadiseyi sadece ehl-i kalb olan Kader kardeşimiz görüyor. Ne gariptir ki yıllar sonra Kader kardeş de bir trafik kazasında vefat edecek, o da geriye yetimler bırakacaktı. Kader kardeşimin taziyesine gittiğimde rahmetli Mustafa’nın babası Hacı Sabri amcaya bunları anlattım, sabır ve şükürle dinledi ve ilk defa işittiğini ifade etti.
Bayraklı’da yapılan hizmetlerde onun hatırası çok derindir. Zira o, cemaatin çimentosu idi. Ettiği hizmeti ve verdiği yardımları sadece Rabbi bilir.
Dükkanda, müşteriye gösterdiğimiz sabrı eve geldiğimizde eşimiz ve çocuklarımıza gösteremiyoruz diye dert yanardı. İşyerini geç kapatmak durumunda olduğundan derse geç gelir, bazan çaya, bazan fatihaya ama ısrarla gelir ve çoğu zaman da dışarıda ayrılırken görüşürdük.
Gözlükçü Mustafa Kara
*Arkadasım,ahiret kardeşim İzmir/Bayraklı Nur Cemaatinden Mustafa Kara" nin elim bir trafik kazası vesilesiyle bu ani ayrılışından fevkalade üzüldüm. Allâh'tan rahmet kalanlarına sabr-ı cemil diliyorum.
Sevgili Mustafa Kardeşim,
Hayatının baharında, cennet yaşında ebedi aleme, cennete göç ettiğini haber aldım Şakir ve Yalçın kardeşlerden.
Günler geçtiği halde bu ayrılığın acısı geçmedi üzerimden, üzerimizden.
Geride nice "Mustafa'm, babacığım, evladım, kardeşim, " diyenleri bıraktın! Nice!
Bilir misin onların halini?
Bu seyehat, bu göç, bu gidiş niye böyle acele oldu kardeşim?
Risale-i Nur'un iman dersleriyle ölüm hakikatini hamdolsun anlamaya çalışıyoruz. Fakat bu ani ayrılış, bu tam hasat vaktinde firak hakikaten insanı yandırıyor be kardeşim.
Neden, kardeşim bu acelen? Davet cok kuvvetli yerden mi geldi? Oralar cok cazip mi geldi? Hani derdin "Su canina yandığımın dünyası gerçekten boş be Mehmet abi."
Evet Mustafa'm, boş olduğunu senin bu ayrılışınla aynelyakin derecesinde anladım.
Öyle olsun Mustafa! Ama su geride bıraktığın boynu bükük emanetlerini düşün. Balkondan "babacığım ne zaman gelecek anne?" diye bekleyen Ömer'i hiç aklından çıkarmıyorsundur, biliyorum.Yeni bir evlada hamile eşini, ebeveynini, kardeşlerini, arkadaşlarını, ortağin Hasan Beyi, iş ve ev komşularını, çevreni... Hepsi, hepsi seni bekliyor, samimi ve cana yakınlığını, tebessümlerini unutulmazlığını...
Eşin ve oğlun Ömer, senin verdiğin Nur dersiyle seni cennette kendilerini bekliyor biliyorlar.
Aziz kardeşim Mustafa, şu an kalemimin titrediğini ah sana bir anlatabilsem? Kalbimin şefkat, merhamet ve muhabbetinin tahassüre dönüştüğünü sana ah bir duyurabilsem...
Evet insan ölür... ölecektir de...Ama geride kalanlar üzülür. Kalbden inciler gözden gözyası olarak dökülür.
Benim üzüntüm ise bir baska kardeşim. Hani seni anlayamayanlar var ya işte onlar senin gibi bir ahiretliğin kıymetini bilemediler.
Sen herkese köprü idin. Darda kalanlara yardım ediyordun. Hatırşinazdın. Ahde vefali idin. Cömerttin. Herkesin derdini dinliyordun. Toparlayıcı, birleştirici idin....
Ölüm Hakikatinin Dr.Süha'daki Tecellisi
*Ahirete İmanın Tatbikat Numunesi
Her insanın hayatında mutlaka hayati öneme değer acılı-tatlı hatıralar, vakıalar vardır. Bu hatıranın ibretli olması insanın en can alıcı noktasından kaynaklandığında alınan Nur derslerinin hayata ne kadar tatbik edilebilirliği o an kendini gösteriyor.
Gözümün önündeki bu fevkalade numune bir tahkiki imanı tarihe malolması ve neslime ibret levhası olması duasıyla kaleme aldım bu yazıyı. Aksi halde gayet hususi ve bir derece mahrem olan bu halin elbette mahfuz tutulup, gönüllerde saklanması gerekirdi. Ama biz buzdolabı değiliz. Testiler içindeki hakikati bir derece dışarıya sızdırarak hali ifşa ederek faydalı olurlar diye biliyoruz.
18.Aralık.2006 imsak öncesi acı acı çalan telefonun ucunda "Hayriye'yi kaybettik" diyen Nebahat Hanımın haberiyle malum "İnnalillahi ve inna ileyhi raciun" hakikatıyla bir kere daha tanışmamız başladı.
Olabildiği hızla evine gittiğimde doğrusu herkes fevkalade bir üzüntü içerisinde idiler. Ölüm hadisesi henüz çok sıcaktı. Kalbler ağladı, göz yaşlarını döktü... Hepimizin ağlaması hamdolsun taşkın değil, aşkın idi. Olması gereken olgunlukla tüm dostlar göz yaşlarını döktüler.
Sabah namazına camiiye giderken Dr. Süha kardeşimizden cenaze namazının ikindi namazında kılınması isteğini öğrendik. Namaz dönüşünde otururken o biraz önceki gördüğümüz üzgün ve bitkinlikten çok daha yüksek şekilde kapıdan girdi.
Mübarekler Heyetinin "Hayriye'lerine “Dön"enlerden...

-Kıymetli kardeşimiz Dr. Süha Dön'ün eşi ahiret kardeşimiz Hayriye Dön, ahirete irtihal etmiştir. Merhumeye Allah'tan (cc) rahmet, hepimize sabır diliyoruz.
Yaşadığımız hayatın geçici olduğunu ayrılıklardan bir kere daha anlıyoruz. Bu firaklar bize gösteriyor ki bu dünya sabit değil, bu hayat daimi değil...
Bayraklı'nm Nur Kervanının hanımlar gurubunun esaslarından olan Hayriye Dön kardeşimizin güneşinin gurubuyla bu hakikati bir kere daha fiilen ve aynelyakin derecesinde anladık ve yaşadık.
Böylesi dostlarla uğurlanan...Önünden ve ardından binlerce dualar edinen... Geriye örnek davranışlar hatırası bırakan... Ve Nur kervanının müdavimlerinden evlatlar bırakan... Beraberliklerinde her zaman numune bir eş olarak şahit olduğumuz Dr. Süha kardeşimiz...
Rabbimiz, sevdiği kullarını burada fazla oyalamazmış diye biliyoruz. Hayriye bacı, sen de fazla oyalanmadan gidenlerdensin. Gitmeden son iki üç senedir çektiğin ağır imtihanın ise, inşaallah cennet makamının ne kadar yükselteceğini Rabbimizden ümid ve dua ediyor ve öyle olacağını biliyoruz. Bunu imanımız söylüyor...
Mübarekler Heyetine Bayraklı’dan ilk katılanlardan olan Recep Bilmişoğlu kardeşimize, Mustafa Kara kardeşimize, Kader Yalçın kardeşimize hepimiz adına selâm götürür müsün?





